Beynimiz hayat boyunca bilgi depolar, sürekli olarak bilgileri günceller, siler, ekler vb. işlemleri gerçekleştirir. Beyin, vücudumuzun gelişim ve yeniliklere açık en önemli uzvudur. Beynimizin de diğer organlar gibi gelişiminin devam etmesi için antrenman yapmaya ihtiyacı vardır. Kol kaslarımızı geliştirmek için ağırlık kaldırmak gibi antrenmanlar değil. Beyinin antrenmanını düşünürek, öğrenerek, hareket ederek, duyularımızı çalıştırarak ve konuşarak sağlarız. Beynimiz âdeta bir öğrenme makinesi gibidir. İnsan bilinci açıkken daha iyi öğrenileceği söyleniyordu fakat 
Aile; sevgi, saygı ve huzurun en çok arandığı bir yer. Ailenin barındığı eve; kafamızdaki, gönlümüzdeki ve ruhumuzdaki kirleri girişteki paspasa silerek içeri dâhil olmalıyız. Çünkü aileyi meydana getiren bireyler arasında sağlıklı bir iletişimin olması gerekir. Bu, ailenin devamı için şarttır. Ailedeki sağlıklı iletişimi engelleyen birtakım nedenler vardır. Bu nedenler bilinir ve izole edilirse ailede iyi bir iletişim kurulmuş olur. Ebeveynler ile çocuklar arasında iyi bir diyalog kurulabilir. Dinlenen, önemsenen, değer verilen bir çocuk; ahlaki açıdan yüksek bir erdeme, mesleki açıdan mükemmelliğe ulaşabilir. Öyleyse ailedeki sağlıklı iletişimi, marazlı hale getiren engelleri tanımalıyız ve onları hayatımızdan çıkarmalıyız. Nedir bu ailedeki iletişimi engelleyen nedenler? 
CERN, “Nükleer Araştırmalar için Avrupa Konseyi” anlamına gelen “Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire” Fransızca sözcüklerinin kısaltmasıdır. Dünyanın en büyük parçacık fiziği araştırma merkezidir. Yaklaşık 5 bin fizikçinin bir arada çalıştığı devasa laboratuvarda ayrıca 60 Türk fizikçi de çalışmaktadır. Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi, uzun süredir üzerinde durduğu büyük LHC (Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) deneyi için çalışmalara başladı.
İsviçre ve Fransa sınırları içinde, yerin 100 metre altında yaklaşık 27 kilometre uzunluğunda 2 bin ton ağırlığında dev bir mıknatısla oluşturulmuş çember biçiminde dizayn edilmiş dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarı kurulmuştur. 
Dil, anlaşmayı sağlayan bir iletişim aracıdır. Seslerden örülüdür. Sesler heceleri, heceler kelimeleri, kelimeler cümleleri ve cümleler de insanlar arasındaki anlaşmayı sağlar. Duygu, düşünce ve isteklerimizi hep dil denen sihirli ses şifreleri ile açıklarız. Bu ses şifreleri; zaman içinde gruplaşmış, sistemleşmiş, dil ailelerinin oluşmasını sağlamıştır. Türkçe, Ural-Altay dil ailesinin Altay kolunda yer almış, Orta Asya’dan yola çıkarak geniş bir coğrafyaya yayılıp serpilmiştir. Bugün çeşitli lehçelerde yaklaşık 218 milyon insan Türkçe konuşmaktadır. Coğrafi yaygınlık açısından değerlendirdiğimizde İngilizceden sonra dünyada ikinci büyük dildir. Kendine has özellik ve güzellikleri vardır. 
MEVLÂNÂ CELALEDDİN-İ RÛMİ
“Mevlânâ” kelimesinin anlamı nedir?
Mevlânâ, “Efendimiz” anlamına gelmektedir. Gerek sağlığında, gerekse ölümünden sonra, saygı için bu adla anılmıştır. Mevlânâ “Molla Hünkâr” “Mevlay-ı Rum” (Anadolu’nun Efendisi) ve Mevlevi adlarıyla da anılmıştır.
Niçin Mevlana Celaleddin-i Rumi?
Çünkü Mevlana 802 yıl önce, 30 Eylül 1207 tarihinde doğdu. Bu yüzden 2007 Mevlana yılı olarak kutlandı. Bu kutlama kararı, Birleşmiş Milletlere bağlı UNESCO tarafından 3-15 Ekim 2005 tarihinde Paris’te alındı. Teklifi getiren ülkeler: Türkiye, Afganistan ve Mısır’dır. 2007 yılı Mevlana yılı oldu. Yıl içinde çeşitli kültürel etkinlikler gerçekleştiridi. Bu nedenle biz de Mevlana’yı kısaca sevenlerine hatırlatmayı düşündük. 