Doğumdan sonra bebeğin günler geçtikçe bedensel yetenekleri, zihinsel gelişimi ve davranışları değişir. Çocukta bedensel ve zihinsel gelişme yönünden görülebilecek davranışlar aşağıdaki gibi özetlenebilir.
İlk Doğduğu Zamanlar:
- Günün büyük bir kısmında uyur.
- Vücudun duruşu anne karnındaki gibidir.
- Boynunu ve başını kontrol edemez.
- Çevresine karşı ilgisizdir.
- Işığı fark eder, fakat göremez.
- Emme ve yakalama refleksi belirgindir. Detaylı Bilgi »
Bir önceki yazıda CERN’de yapılan büyük deney hakkında birkaç şey söylemiştik. Şimdi de deney süreci gelişmelerinden bahsedelim. Deney, evrenin nasıl meydana geldiğini anlamayı amaçlıyor. Dünyanın en büyük fizik deneyi olup ilk aşamaları başarıyla tamamlanmıştır. Ateşlenen 2 proton demeti, 27 kilometrelik turlarını tamamlamıştır.
Proton demetlerinden biricisi saat yönünde, ikincisi saat yönünün tersinden ateşlendi. 27 kilometrelik tünelde proton demetlerinin yolculuğu başarıyla tamamlandı. İleriki aşamalarda, protonlar ışık hızına yaklaştığında, çarpıştırıcının içindeki süperiletken mıknatıslar ışın demetlerinin yönünü değiştirerek, protonları çok büyük bir hızla çarpıştıracak. Detaylı Bilgi »
Çocuk; aile bahçesinin bir gülü, gül bahçesinin durmadan şakıyan bir bülbülüdür. Anne-babanın süruru, evlerin süsüdür. Neslimizi onlar devam ettirir. Sanki bizleri geleceğe taşıyan ulu bir çınarın kökleri gibidirler. Ümitlerimizin kaynağı, yaşlılığımızın sigortasıdırlar. Sevgi ürünü çocuklarımız, dünya denilen aynada bizi yansıtırlar. Çabamız, planlarımız, çalışmalarımız hep onlar içindir. Daha dün bebektiler şimdi büyüyüp geliştiler. Bizden doğru ya da yanlış çok şey öğrendiler. Bizleri kopya ettiler. Toplum içinde bizi temsil ediyorlar. Hayata daha iyi, daha donanımlı hazırlanmaları için bizlerden neler istiyorlar, biz anne-babalardan beklentileri neler acaba?
Anne-babalar, biz çocuklara davranışlarıyla örnek olsunlar. Kendileri kitap, dergi, gazete okumazlar; bizden kitap, dergi, gazete okumamızı isterler. Bunları, şunları yapmayacaksın, diyorlar ama; aynısını kendileri yapıyorlar. Sürekli televizyon izlediğimden, bilgisayara baktığımdan şikayet ederler; ama kendileri benden daha çok televizyon seyrederler. “Ben düştüm bu sigaranın tuzağına, sen düşme.” derler, “Yalan söyleme, yoksa Pinokyo gibi olursun.” derler. Ama… Detaylı Bilgi »
Beynimiz hayat boyunca bilgi depolar, sürekli olarak bilgileri günceller, siler, ekler vb. işlemleri gerçekleştirir. Beyin, vücudumuzun gelişim ve yeniliklere açık en önemli uzvudur. Beynimizin de diğer organlar gibi gelişiminin devam etmesi için antrenman yapmaya ihtiyacı vardır. Kol kaslarımızı geliştirmek için ağırlık kaldırmak gibi antrenmanlar değil. Beyinin antrenmanını düşünürek, öğrenerek, hareket ederek, duyularımızı çalıştırarak ve konuşarak sağlarız. Beynimiz âdeta bir öğrenme makinesi gibidir. İnsan bilinci açıkken daha iyi öğrenileceği söyleniyordu fakat son yıllarda bu durum değişti. Birçok araştırmacı uykuda daha iyi öğrenileceğini söylüyor. Philip Holt bunlardan birisi.
Uykuya geçtiğimizde bilgiler kısa dönemli hafızadan (bilinç) uzun dönemli hafızaya (bilinçaltı) geçiyor. Bilinçaltına yerleşen bilgiler hiçbir zaman unutulmaz.
Beynimizi genelde öğrenmek için kullanırız/çalıştırırız. Kullanım alanlarımızdan bir tanesi de ders çalışmaktır. Hayatımız sisteminde SBS, YGS, LYS, KPSS gibi uzayıp giden sınavlar yer almaktadır. Sınavları kazanmak için çalışarak öğrenme yani beynimizi kullanarak öğrenmek gerekir değil mi? Şimdi sizlere alanında uzmanlaşmış ünlü araştırmacılarca onaylanmış bazı taktikler ve en iyi öğrenme yollarından bahsedeceğim. Detaylı Bilgi »
Aile; sevgi, saygı ve huzurun en çok arandığı bir yer. Ailenin barındığı eve; kafamızdaki, gönlümüzdeki ve ruhumuzdaki kirleri girişteki paspasa silerek içeri dâhil olmalıyız. Çünkü aileyi meydana getiren bireyler arasında sağlıklı bir iletişimin olması gerekir. Bu, ailenin devamı için şarttır. Ailedeki sağlıklı iletişimi engelleyen birtakım nedenler vardır. Bu nedenler bilinir ve izole edilirse ailede iyi bir iletişim kurulmuş olur. Ebeveynler ile çocuklar arasında iyi bir diyalog kurulabilir. Dinlenen, önemsenen, değer verilen bir çocuk; ahlaki açıdan yüksek bir erdeme, mesleki açıdan mükemmelliğe ulaşabilir. Öyleyse ailedeki sağlıklı iletişimi, marazlı hale getiren engelleri tanımalıyız ve onları hayatımızdan çıkarmalıyız. Nedir bu ailedeki iletişimi engelleyen nedenler?
Sevgisizlik. Sevginin olmadığı bir yerde aile kurumu oluşamaz. Kelimelerle veya beden diliyle ifade edilen sevgi, bütün sorunları sihirli formülüyle çözer, ailede huzuru temin eder.
Saygısızlık. “Kendisine saygısı olmayanın başkalarını da saygısı olmaz.” anlayışı, ailede egemen olmalı. Kendisinin değerli olduğunu düşünen, başkalarının da en az kendisi kadar değerli olduğunu kabullenmeli ki, ailedeki iletişimi engellemesin. Güvensizlik. Ailenin her bireyinde güven duygusu tam olmalı. Can güvenliği, mal güvenliği, sır güvenliği gibi. Detaylı Bilgi »
CERN, “Nükleer Araştırmalar için Avrupa Konseyi” anlamına gelen “Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire” Fransızca sözcüklerinin kısaltmasıdır. Dünyanın en büyük parçacık fiziği araştırma merkezidir. Yaklaşık 5 bin fizikçinin bir arada çalıştığı devasa laboratuvarda ayrıca 60 Türk fizikçi de çalışmaktadır. Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi, uzun süredir üzerinde durduğu büyük LHC (Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) deneyi için çalışmalara başladı.
İsviçre ve Fransa sınırları içinde, yerin 100 metre altında yaklaşık 27 kilometre uzunluğunda 2 bin ton ağırlığında dev bir mıknatısla oluşturulmuş çember biçiminde dizayn edilmiş dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarı kurulmuştur. Detaylı Bilgi »
Dil, anlaşmayı sağlayan bir iletişim aracıdır. Seslerden örülüdür. Sesler heceleri, heceler kelimeleri, kelimeler cümleleri ve cümleler de insanlar arasındaki anlaşmayı sağlar. Duygu, düşünce ve isteklerimizi hep dil denen sihirli ses şifreleri ile açıklarız. Bu ses şifreleri; zaman içinde gruplaşmış, sistemleşmiş, dil ailelerinin oluşmasını sağlamıştır. Türkçe, Ural-Altay dil ailesinin Altay kolunda yer almış, Orta Asya’dan yola çıkarak geniş bir coğrafyaya yayılıp serpilmiştir. Bugün çeşitli lehçelerde yaklaşık 218 milyon insan Türkçe konuşmaktadır. Coğrafi yaygınlık açısından değerlendirdiğimizde İngilizceden sonra dünyada ikinci büyük dildir. Kendine has özellik ve güzellikleri vardır.
1852 yılında Danimarkalı Türkolog Thomsen tarafından okunan, sekizinci yüzyıla ait Orhun Yazıtları Türkçenin ilk yazılı belgeleridir. “Türk” kelimesini ilk defa devletlerinin adında kullanan Göktürkler, otuz sekiz harfli bir alfabe, halen Çin’in Sincan Özerk Bölgesi’nde yaşayan yaklaşık 20 milyon Uygur Türk’ünün ataları ise, on dört harfli bir alfabe kullanmışlardır. Detaylı Bilgi »